Norveç'te Tek Başına (2)
Bergen
 |
| Unesco Koruma mirasına alınmış balıkçı evleri |
 |
Bilet alma diye bir uygulaması olmayan, otobüste ücretin ödendiği
Trondheim Terminali |
 |
| Otobüs saatleri her dakika güncelleniyor |
Trondheim şehrinde katıldığımız dilbilim çalıştayından sonra Bergen şehrini görmeye gittik. Yaklaşık 12 saatlik otobüs yolculuğumuz çok yorucu ama bir o kadar da eğlenceliydi. Otobüsün nerelere ne zaman gideceği terminalde listelenmişti. Liste oldukça uzundu ama bu kadarını da beklemiyorduk. Şoför, otobüsü minübüs gibi kullandı. Nerede bir ev görürse durdu. Duraklarda elektronik gözüken geliş saatlerine baktığımızda; bunun sadece bizim için sürpriz olduğunu gördük. Sabaha kadar her an bir çok insan indi ve bindi. Yolcular sürekli değişti. Zaman zaman ana yoldan çıkıp, köylere hatta mezra türü yerlere gidip yolcu aldık. Artık her binenin ne iş yaptığı, nereye neden gidebileceği üzerine muhabbetler yapıp, zaten az olan gecenin karanlığında, bu uzun yolculuğa katlanmaya çalıştık. Köylerde petrol istasyonlarından topladık insanları. Otobüs bazen okul servisi, bazen de köy minübüsü gibi göründü gözüme. Devamlı hareketlilik uyumamıza da engel oldu. Her zaman uyuyabileceğimiz ama bu manzaraları bir daha göremeyeceğimiz tesbitiyle kendimizi teselli ettik. Arkadaşlara bu süre içerisinde Türkiye'nin bir ucundan, diğer ucuna gidebileceklerini söyleyince; bir dahaki çalıştayın ülkemizde yapılması için başkana ısrar mailleri atmam gerektiğini söylediler.
Bergen şehri tepeden görünmeye başlayınca; eşi tarafından- bir köyde- otobüse getirilen ve sürekli ağlayan genç kadını, devamlı, yükses sesle horlayan yaşlı bir Norveç'liyi kimseye belli etmeden uyandırma ve kısa süreli sessizliği sağlama çabalarımızı, tüm gece telefonuyla kavga eder gibi konuşan ve indiğinde arkasından bir bardak su içtiğimiz-dökmemizi bekleyemezsiniz bu pahalılıkta- kızın verdiği rahatsızlığı, çocuklara kocasının bakmasını istediği ama anne olduğu için hem bakmayıp hem de huzursuz olup devamlı söylenen afrika asıllı kadının berbat ingilizcesini de unutuverdik.
 |
Her kapı kilitli ve otobüs gelince şoförü tarafından açılıyor.
Soför yola çıkmadan biletleri satıyor. |
 |
| Yol boyu çektiğim resimlerin tümünü eklememe imkân yok! |
Bergen, 2000 yılında Avrupa kültür başkenti seçilmiş. Kent King Olav Kyrre tarafından 1070 yılında kurulmuş. "-Bu arkadaş da epey meşhur galiba! Her yerde karşılaşıyoruz!" dediğimde; Katolik arkadaşlar tarafından "Aziz" olduğu gerekçesiyle fırçalandığım kişi kendisi :-) Bergen 13. yy. boyunca Norveç'e başkentlik yapmış. 1830 lu yıllarda ülkenin en büyük şehriymiş. Bugün nüfusu yaklaşık 270 bin kişi. Denizcilik, balıkçılık, petrol ve petrol endüstrisi, turizm ile geçinen bir şehir. Tarım, dokuma, diğer endüstri vs. olmayınca ve de çok küçük alana yerleşme çabalarıyla fiyatlar uçmuş gitmiş. Herşey, gördüğümüz diğer şehirlerden de pahalı. Konuştuğum yerli Türkler, ev olmaması nedeniyle kiraların astronomik olduğunu, kendi imkanlarıyla ev almanın ise kocaman bir hayal olduğunu söylediler. Neyse ki devlet dar gelirliler için ev yapıp, kira ödemesiyle verdiği için çok çok zor olsa da ev alabildiklerini de eklediler. Otel sayısı da az ve fiyatlar iş adamları ve CEO lar için ödenebilecek boyutta olunca, grup karma bir hostelde, bense Drammen de Diyanet görevlisi Emine hocanın girişimleriyle Türklere ait, şu an boş olan bir evde kaldım.
 |
| Hop on-Hop of bus |
 |
| Yol boyu onlarca tünelden geçtik! |
 |
| Yer bulmakta zorlandığımız Balıkçılar çarşısı |
Şehir turist ofisine gidip, bir gün içerisinde ne yapacağımızı sorduğumuzda, bize hızlıca açıkladılar. 20 önemli görülecek yer için hop on- hop of otobüsüyle hız kazandık, indik, bindik. Ancak çok soğuk hava ve yağmur nedeniyle grup bara gitmeyi tercih edince, geri kalan yerleri, yolda yürürken çantasında Kanada bayrağı gördüğüm, peşinden yetişip tanıştığım Torontolu bir üniversiteli öğrenciyle hemşehri sıfatıyla gezdim. Kanada anıları yağmuru ve soğuğu unutturdu:-) Kanadalı kızdan daha çok yer gördüğüm için ona Kanada gezisi rotası yaptık :-) Kendi başına, biriktirdiği harçlıklarla Norveç gezisine gelen kız da bizim gibi meşhur Bergen fjordlarını, hava durumu nedeniyle gezemediği için üzüldü.
Bu ülke o kadar çok girintili ve çıkıntılı ki bir anda her yanınız deniz olabiliyor. Denizden uzaklaşırsanız da göller ve nehirler karşınıza çıkıyor. Fakat her kara parçasını mükemmel bir mühendislikle birbirine bağlamayı başardıkları, kalan yerlerde de diğer ürünlere göre oldukça uygun olan deniz taşımacılığı yaptıkları için zor durumda kalmıyorsunuz. Bergenden deniz otobüsüyle Danimarkaya iki saatte gidip, alış veriş yapıp geldiklerini de öğrendik. Fakat asıl alış-veriş merkezleri Oslo'dan stockholm ve Göteburg rotaları. Bu şehirlere aylık temel gıda malzemesi almaya gidenler oldukça fazlaymış. İsveç'in neden daha ucuz olduğu araştırılmalı. Deniz taşımacılığından sonra uçak ve en üstte tren yolclukları var. Trenler son derece konforlu. İnternet, restoran, anneler ve bebekleri için özel alan, çocuk oyun parkları, bavullar için geniş yerler içeren trenlerde yer bulmakta zorlandık.

Bergen'de çok fazla turist, zaten hareketli olan şehre, Trondheim'de görmediğimiz canlılığı getirmiş. Sokaklardan akın akın insan çıkmasını özlemişim :-) Bir hafta boyunca insana hasret kalmıştık. En çok tercih edilen mekân ise "fish market" adıyla balıkçılar çarşısı. Denizden çıkan her türlü canlıyı-balina ve köpek balığı en çok tercih edileni- seçip, pişirtip yiyebileceğiniz bir yer burası. Ayrıca geyik eti ve ürünleri de revaçtaydı. Kanada'da geyiğin her yaşta olanını defalarca gören ben; geceleyin soförümüz ani bir hareketle otobüsü yana kaçırınca, far lambalarıyla kenardaki bir kaç geyiği görüp, heyecandan çığlıklar atan arkadaşlarıma ve geyiklere şöyle bir bakıp uyuma çabalarına geri dönen biri olarak bu tezgahlarla hiç ilgilenmedim. Masamızın ucuna oturan ve Türkçe konuşan, oğlum yaşındaki iki gencin, yemeğin yanında, çaktırmadan uyuşturucu içmeleriyle meşgul ve üzgündüm o sırada...
Bergen'de yaklaşık 30 saat kaldık. Norveç'e dair herşeyi fazlasıyla gördük. Bergen'i Trondheim'den daha çok sevdim. Belki de iki günlük Oslo gezimizden sonra, onu yine çok seveceğim! Cıvıl cıvıl, buz gibi, tarihte bir yerlerdeymişsiniz hissi veren, Türk nüfusunun çok olduğu, Arapların merkezdeki camide gördüğüm halleriyle aynı ülkelerindeki gibi kaldıkları, Iraklı restoranların çokluğuyla helal yemek sıkıntısı yaşamadığım bu şehri ailemle bir kez daha görmek niyetindeyim.
 |
| Balık türlü :-) |
 |
| Patatesli bir deniz canlısı :-) |
 |
| Balık Çorbası |
 |
| Bazıları balina yedi! |
 |
| Trende namaz kılan bir Norveçli |
 |
| Bilgisayarımın şarjı bitti! Hiç sorun değil! |
 |
| Her türlü durak vs. bilgileri dakikada güncelleniyor. |
 |
| Oldukça yüksek rakımlı bir duraktan manzara! |
 |
| Trendeki çocuk oyun alanı ve bebekler için özel bölge |
 |
| Tren duraklarında mutlaka bisiklet kiralama yerleri var! |
 |
| Norveçli bir kız çocuğu |
 |
| Buz gibi havada bir tren istasyonu |
 |
| Dağların zirvesine çıktık! |
 |
| Bergen tren istasyonu |
 |
| Hızlı ve konforlu trenler! İtalya'dakilere benziyor! |
 |
| Resim yazısı ekle |
 |
| Meraklıları için bir vitrin çektim :-) |
 |
| Şehrin en pahalı dükkanlarının olduğu bir cadde |
 |
| Soğuktan titreyen güvercinler! |
 |
| Bergen tren istasyonunu tarihi bina sanmıştık :-) |
 |
| Yukarıdaki evlerin fiyatı milyon dolarlarla ifade edildi. |
 |
| Gerçek sandım! |
 |
| Kışlıklar çoktan yerini almış! |
 |
| Bergen Kalesi |
 |
| Liman Malta limanına benziyor. |
 |
| En turistik bölgede yol işaretleri! |
 |
| Bergen ünivarsitesi |
 |
| Ülkeler arası yolculukların yapıldığı gemilerden biri |
 |
| Sağanak yağış ve rüzgarda netliği yakalamak imkânsız! |
 |
Rüzgardan sallanan teleferik, güvenlik sebebiyle bir kaç dakika havada asılı bekletilince;
herkes korktuğunu itiraf ediyor :-) |
 |
| Bu havada tepede yürüyüş yapanlar! |
 |
| Dağların tepesinde bile göller var! |
 |
| Şehir mezarlığı çok hoş görünüyor! |
 |
| Bergen'e gelirken otobüs feribota bile bindi! |
 |
| Türkiye'den alıştığım telaş, bir an önce gitme çabası burada yok! |
 |
| Liman çok güzel! |
 |
| Radisson Blue oteli her şehirde farklı bir mimariyle dikkatimi çekiyor |
 |
| Deniz canlılarının adı üstünde çoğu canlı, pişmeyi bekliyor! |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder