12 Kasım 2013 Salı

Montreal'de Kar Başkadır






Ara ara yağan, küçük su birikintilerinde buz olan kar, eksi hava sıcaklıkları, -40 a kadar dayanıklı palto, belediye işçilerinin iş çizmelerini hatırlatan, dize kadar, ayaklarımızın içinde kaybolduğu botlar, deri eldivenlerin artık yetmediği, alarm verdiği, yün, içinde, aynı ayaklarınız gibi arasanız da bulamadığınız ellerinizi ancak ısıtan eldivenlerin teklerinin her gün evin köşelerinde arandığı, tulumu, paltosu, şapkası, atkısı, bir daha şapkası ile sadece gözleri zorla görünen çocuk manzaraları, dışarısı -30 iken özellikle okul, resmi kurum, shopping vs. gibi yerlerin +30 olan sıcaklıkları ile yaza kadar sürecek kış sezonumuz açılmıştır. 
        
                                        
 Kar temizleme aracıyla park yeri kapma yarışları, her türlü düşme, kayma, durulan her yerde arabanın bagajından patenleri çıkarıp kayma, mahalle parklarında belediye tarafından yapılan kayma alanlarında tüm mahalleli beraber kayma,yuvarlananları iyi olduklarına, muhteşem kaydıklarına  inandırma, kardan adamın havucunu sincaplara kaptırma, kardan dışarısını görememe, saat dörtte hep beraber evde toplanma, ailecek zekâ oyunları oynayıp çocuklara yenilsek de numaradan yeniliyormuşuz gibi yapma, ceza yemeden kapının önünü ve aracını temizleme, donan aracı evden çalıştırıp ısıtma, ısınmasını beklerken Türkiye gazetelerini okumaya dalma arabayı unutma, evden çalıştırmayı unutup arabaya gidip bir süre buzların erimesini bekleme, beklerken buz tutma, ya da sıcak sularla kapılarını açmaya çalışma, evin kapısı ile arabanın kapısı arasındaki bir kaç adımlık mesafeyi üşümeden aşıp, buz tutmamış arabayı sevinçle açıp içine girdiğinde, tüm manzaranın bembeyaz kar olduğunu, kardan arabanın görünmediğini içerden farketmek, hava girsin diye açmaya çalışılan buz tutmuş camları açamama eldeki havayla mutlu olmaya çalışma, ıhlamurun altını hep açık tutma, 90-100 yaş aralığındaki kütüphane arkadaşlarının kapıya kadar sağ salim ulaşmasına yardımcı olma gibi etkinliklerimiz mevcuttur. :)


Geçen seneden kış manzaraları
































































3 Kasım 2013 Pazar

Cıvıl Cıvıl Yuvalardan Huzurevlerine...
 
 
 
Bugün gazetede bir ilan gördüm ve iyi anne ve babalara gerçekten çok acıdım. İlanda bir eş ( ikinci eş izlenimi veren ) kocasının bir yıldır hastanede, komada olduğundan bahsediyor ve adamın çocuklarına sesleniyor:
-Babanız bir yıldır hastanede ve komadan çıkamıyor. Ben de artık buna dayanamıyor ve onu terkediyorum. Babanızı son kez görmek isterseniz falanca hastanede bulabilirsiniz. Benden bu kadar....
Babaları bir yıldır hastanede ve isimleri yazılı dört kardeşin haberi yok. Altta da bir not vardı: "Bu ilanı gören iletişimde olduğu kardeşi varsa bildirsin..".
Okulda, çeşitli yerlerde, parklarda anne babalar görüyoruz her zaman. Türk çocuklarının hayal bile edemeyeceği velilerdir bunlar..Çocuğu parka götürüp kaderine terk edip yalnız bırakmazlar, onunla sallanır, top oynar, beraber koşar,çeşitli bisikletlere beraber biner, arkadaşlarına eşlik eder. Gerçekten çok aktif ve ilgili anne-babalar. Günlük aktiviteler aile temalı, oteller aile otelleri olmakla, çocuklara sundukları imkânlarla öne çıkıyor. Aile odası olanlar reklâmlarda bunu sık sık kullanıyor. Pek çok kişiden duyduğum değer sıralaması şöyle : 1-Çocuklar 2- Hayvanlar 3- Kadınlar 4- Erkekler. Her hafta sonu çocuklara özel yapılan programlara yetişemiyoruz. İklim hiç sorun değil. Hava durumuna uygun bir etkinlik düzenleniyor. Güvenlik had safhada. Okullara kapının önündeki ziller çalınıp, içeriden onaylandıktan sonra giriliyor.  Peki ne oluyorda bu kadar sevilen, ilgilenilen, özel dünyaları sunulmuş ve renklendirilmiş olan, saygılı davranılan bu çocuklar 18 yaşına gelince böylesi bir aileden kopuyor? Anne baba her mahallede var olan bir nevi lüks huzurevlerinde yaşıyor? Mantıklı açıklaması var elbette huzurevinin..Şöyle ki çocuklar gidince ya da eşlerden biri ölünce o koskocaman evleri tolere etmek zorlaşıyor ve parası olan ama kimsesi kalmayanlara 5 yıldızlı hotel standardında resident tek çözüm oluyor...Ne kadar acı...Çünkü iyi, hoş veli arkadaşlarım ve çocukları için yaptıkları fedakarlıkları o kadar çok gözlemliyoruz ki böylesi bir sonu hak etmediklerini görüyoruz.Ama sanırım bu da kültürün bir parçası..Çocuklar kötülük olsun diye gitmiyor ya da kopmuyor ,herkes öyle..Yanlışmış gibi gelmiyor. Bize adaletsizce gelen onların bugün kendilerinin, yarın da onların çocuklarının yaşayacağı bir hayat şekli...
Bugün eksilere ulaşan soğuk havada, kütüphanede karşıma bir kadın oturdu. Doksan yaşından fazla olduğunu düşündüm. Aldığı kitabın  adını görebilmek için epey mücadele etsem de yaşlılıktan titreyen elleri buna izin vermedi ama elindeki kitabı bir romana benzettim. Romanı  ciddi ciddi uzun bir süre okudu ve gitti..Şaşırdınız değil mi? Biz olsak o romanı alır, battaniye-çay-belki çekirdek-kek vs. eşliğinde sıcacık evimizde okuruz. Hem yuvamızın hem de elimizdeki kitabın verdiği keyfin tadını çıkarırız. Oysa yaşlı kadın sosyalleşme ihtiyacı için oradadır. Her çıt çıktığında, biri hafif güldüğünde, küçük bir yahudi çocuk, zorla yaptığı her halinden belli olan ödevininden sıkılıp, kipasını saçına sıkıca tutturduğu  tokasını açıp kapattığında, her ısırmadan sonra masanın altına sakladığı için, kimin yaptığı anlaşılamayan, ama sesin gelme mesafesine ve belli olmaması için ağzını kıpırdatmamasına rağmen yüzünün- belki öylesine yorduğum- değişen kimyasına dayanarak kuşkuları üzerine çeken memur kılıklı kadın elmayı her ısırdığında, kütüphane görevlisi geri dönen kitapları taşıyan servis arabasını, kulağında müzik dinleyerek dolaştırdığı için, ne kadar gürültü çıkardığının farkında olmadan  raflar arasında dolanıp masalara yaklaştığında, gizlice ve sessizce yediğim atıştırmalıkların poşeti seslice yere düştüğünde, o, hep etrafına bakındı, malzeme aradı. Belki arkadaşlarına anlatacağı belki de hayatına renk katacağı...Kütüphaneden çıkıp okula oğlumu almaya gittiğimde gördüğüm cici, sevgi-ilgi dolu annelere acıyarak baktım ama ben bugün sizin geleceğinizi gördüm demedim. İçimden dedim...
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
                            Satılık ilanı asılı pek çok ev 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 





                      Konuyla alakası yok ama..Güzel Montreal