31 Ekim 2013 Perşembe

Cadılar Bayramı için özel olarak oyulmuş ve
içine mum yerleştirilmiş bir balkabağı
 
Cadılar Bayramı, her sene 31 Ekim'de kutlanan, gündüz okullarda derslerin yerini korku temalı aktivitelerin aldığı, akşam çocukların kapı kapı dolaşarak şeker, çikolata vs. topladığı, seküler bir kutlama halini almış, dinsel anlamını az da olsa kaybedip kültürel bir anlam kazanmış bir bayram. Pagan ve Hıristiyan kökleri olmasına rağmen, dindar Hıristiyanların katılmadığı, muhafazakar,  özellikle tutucu protestanların, kutlayanlara kızdığı bu bir günlük kutlama, bana Türkiye'deki yılbaşı kutlama tartışmalarını hatırlattı. Montreal'de sabah erken saatlerden itibaren başlayan etkinlikler olayın boyutunun daha çok kültürel olduğunu gözler önüne serdi. Zira çoğunluğun yahudi öğrencilerden oluştuğu minik oğlumun okulunda her dinden öğretmen ve öğrenci korkunç ya da ilginç, bugüne özel tasarlanmış kıyafetler giydiler. Korku ve eğlenme tüm aktivitelerin ana temasıydı. Tüm gün bütün öğrenciler mükemmel bir organizasyonla sıra sıra, panik, karışıklık, dağınıklık olmadan sınıf sınıf okulun spor salonuna geldiler. Önceden hazırlamış olduğumuz, iskelet, cadı, hayalet figürlerini ışık ve sesle daha da korkunç hale getirerek,  siyah perdeler ve pamuklarla perili ev halini vermeye çalıştığımız sahne olayın ilk aşamasıydı. Karanlık sahneden atılan çığlıklardan yeni bir sınıfın geldiğini anlıyor, hemen görevimizin başına dönüyorduk. Sevimli çığlıklarla sahneden koşarak inenler, bunun eğlencenin bir parçası olduğunun bilincinde, hemen diğer oyun alanlarına koşuyor yaklaşık bir ders süresi cadılar bayramının tadını çıkarıyor, ayrılırken okul müdürünün hazırlamış olduğu, Türkiye'deki kına gecesi misafirlere verilen hediye torbalarına benzettiğim, rengarenk şeker ve çikolata dolu küçük torbaları alıp gidiyorlardı. Yahudi olduğunu bildiğim pek çok öğretmen ilginç ve komik kostümler giyip çocukların arasında dolaştılar. Fotoğraf çekmenin kesinlikle yasak olduğu okulda ancak özel izinlerle ricayla bir kaç poz yakalayabildim. Top oyunlarına katılan, yüzlerini boyatan ya da maske yaptıran, çeşitli çıkartmaları ellerine yapıştıran, hayalet figürlü oyunlara katılan tüm çocuklar bir iki istisna hariç hepsi kostümlü olarak günü tamamladılar.
Fakat asıl Halloween akşam başladı. Günlerdir alışveriş merkezleri ve de Tv.lerde gündem oluşturan, kostümler, şekerlemeler, süslemelerle ilgiyi toplayan akşam etkinlikleriydi. Sağanak halinde yağan yağışa rağmen sokaklar cıvıl cıvıldı. Biz de diğer çocuklar gibi kapı kapı gezmek isteyen çocuklarımıza eşlik ettik. Ben olayı yakından görmek :) ve güvenlik sebebiyle  peşlerinden yürüyerek, eşim de yağan yağmura ve yorulma ihtimali nedeniyle arabayla gelerek onları takip ettik. Hemen her kapıyı çalınmıyordu. Eğer kapısının önünde Halloween kabağı, lambası, iskelet, hayalet vs. bugüne dair bir süsleme varsa ve sokak kapısının, bahçenin tüm ışıkları yanıyorsa bu" kapının hemen arkasında ilginç kostümü, elinde  şekerleme, çikolat, cips paketleri ile dolu kocaman bir sepet taşıyan birinin beklediği" anlamına geliyordu. Bazen 20 kişi kadar bir kalabalık aynı eve hücum edebiliyordu. Genel manzara; kostümler içinde yağmurdan ıslanmış ellerinde kovalarla sevimli çocuklar, peşlerinde her milletten anne- babalar. Özellikle bir millet ayrımı yapabilirmiyim diye ısrarla baktım ama Karayipli, İrlandalı, Arap, Afrikalı, Fransız, Koreli, Çinli (hatta bir türk aile ) aileler gördüm. Dolan kovalar annelerin elindeki büyük poşetlere boşaltılıp yola devam ediliyordu. Ev sahipleri, bir daha hiç görmeyecekleri bu çocuklar için önceden bütçelerine göre hazırladıkları çocukların hoşuna gidecek şekerleme, çikolata vs gibi paketleri sunarken, kostümlerini beğendiklerine dair onları mutlu edecek söz söylemeyi, müşfik tavırları, anne- babalara el sallamayı, sürekli tebessüm etmeyi de unutmuyorlardı.  Bazı çocuklar bizde bayramlarda çocukların yaptığı gibi "pringles veren evleri işaret ediyorlar kalabalık koşarak oraya gidiyordu :) Yağmura ve günün yorgunluğuna yenik düşüp fazla devam edemesekte, çocuklarımızla beraber, yaşadığımız bu ülkenin kültürel açıdan önemsediği, günlerce hazırlandığı bir bayramı kutlama etkinliklerine katılma fırsatını bulmuş olduk. Cadılar bayramının bu toplum için ne anlama geldiğini ne kadar anlatırsak anlatalım hiçbiri böylesi kalıcı olmayacaktır.














 

 
                                           Polis çocuklara şeker veriyor










 

                                          Montreal Belediye başkanı'nın evi
















.

 

13 yorum:

  1. Hayırlı olsun. Cadılar bayramını değil bloğunu kastediyorum tabii ki. Sayende Kanada bizim için gitmesek de görmesek de görmüş kadar olduğumuz bir ülkeye dönüştü. Face'de paylaştığın eski yazılarını ve yenilerini de merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Elbette yazılanların, gözlemlerin bir bakış açısıyla yansıtıldığı, görünmeyen diğer yüzlerinin olduğu unutulmamalı. Face arkadaşlarıma aynı şeyleri okumak bir eziyet olacak ama en azından tez bitene kadar eskiye rağbet olacak gibi.

      Sil
  2. İlk ben yazdım. Hatta ikinci de ben yazdım. :)

    YanıtlaSil
  3. Geriye kaldı 5 milyar 999.999 kişi :) Onlar da yavaş yavaş gelirler.

    YanıtlaSil
  4. her bir yorumda robot olmadığımı kanıtlamak istemiyorum :) mümkünse bu soruyu kaldır. Hem robot niye yorum yazsın ki :) Şu google da bir alem yani :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Formatla alakalı bir durum olduğunu düşünüyorum. Gmailden gönderilenlerde sıkıntı olmadığı söyleniyor.

      Sil
  5. Emeğinize sağlık. Çok faydalanıyorum. Blog düşüncesi de çok yerinde olmuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstifade etmenize memnun oldum. Sürdürülebilirliği önemli. Devam edebilmak ümidiyle...

      Sil
  6. Yaşasın blogcu kardeşliği. Hoşgeldin blog dünyasına zeynep abla. İyi ki de geldin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni girdiğim bu dünyada daha tam olarak neler olduğunun farkında olmasam da, diğer ülkelerden gelen mesajlara bakarak bu emr-i vakiyi yapanlara ( elbette sana )teşekkür ediyorum. Hoş geldim herkesi herşeyi hoşbuldum.

      Sil
  7. Neden daha once blog yazmayi dusunmedigini sorguluyorum su anda. Eline saglik, cok eglendim okurken.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğine sevindim eğlendiğine de. Gezdiğim her ülkeden döndüğümde o ülkeyi tanıtıcı yazı yazmaya karar verir, dönüş uçaklarında genelde cümleleri ve hangi fotoları ekleyeceğimi düşünür ama günlük hayatın yoğunluğunda ihmal ederdim. Devamlılığını başarabilirsem sadece anlatmakla yetindiğim anılarım kaybolup gitmeyecek. Çünkü söz uçar yazı kalır

      Sil